Satış ve Pazarlamada Temel Hedef…

Mümkün olduğu kadar sade bir şekilde anlatmak istedim Satış ve Pazarlama’nın temel görevlerini.

Aslında ne kadar basitleştirebilirseniz o kadar kolaylaşır. İşleri ve süreçleri zorlaştıran, karmaşıklaştıran bizlerin ta kendisi oluyor sıklıkla.

Karmaşık bir dil kullanıldığında veya kimsenin anlayamayacağı sunumlar yapıldığında veya süreçler tasarlandığında daha karizmatik ve daha bir guru olunduğuna dair yanlış inanış oldukça yaygındır iş dünyasında.

“Less is more” kavramı , ünlü ressamın bir çocuğun yalınlığı ve basitliğinde fırça darbelerine ulaşabilmek için sağ eli yerine sol el ile resim çalışmaları yapması örneklerden..

En son Japon İmparatoru Akihito’nun, Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Muhammed’i ağırladığı odanın resmine baktığımızda ise basit ve yalın olabilmenin aslında ne kadar güzel, kolay, karizmatik olduğunu anlayabiliriz.

Devam edelim…

Bir Satış Ekibi’nin temel sorumluluğu ne olabilir? En basit haliyle Satış Personelinden ne yapması beklenir?

Bireysel , Kurumsal Satış ,doğrudan veya iş ortağı/bayi aracılığıyla da olsa 4 maddede özetleyebiliriz:

  1. Yeni Müşteri bulunması
  2. Var olan müşterinin elde tutulması
  3. Mevcut Müşteride derinleşerek ek gelir ve kar artışı sağlanması,
  4. Kazanılmış Müşterilerle birlikte pazar payının arttırılması ve belirli bir olgunluktan sonra korunması

Bir bayi/iş ortağı Satış Bölümünde çalışan bir satış personeli içinse

  1. Yeni Bayi/İş ortağı bulunması,
  2. Yeni Bayinin/İş ortağının aktif hale gelmesinin sağlanması
  3. Yeni Bayinin/İş Ortağının cirosunun arttırılması ve Bayiye/İş ortağına para kazandırılması
  4. Bayi/İş Ortağıyla birlikte kazanılan müşteri alanının/pazar payının korunması

Paylaştığım temel görevlerden sonra ise “Sürdürülebilir bir Gelir” kazandırması önemlidir. Çünkü sadece bir defalığına satış yapılması önemli değildir.

Bir Satış Grubu çalışanı için Satış Yetkinliği tabi ki önemlidir ancak öncesinde benim her zaman tavsiye ettiğim öncelikli sahip olması gereken farklı özellikler söz konusudur.

Satış Personelinin Sahip Olması Gereken Özellikler

Doğru İletişim kurabilmesi, Vizyonerlik, sadece yapabileceklerini söylemesi ve oyunu dürüstçe oynaması…

Satış Personelinin müşteriyle doğru bir iletişim kurması, müşterinin kendisini tanıması önemli bir aşamadır. Müşteriyi aradığında eğer ismiyle tanınıyorsa iyiye işarettir.Telefonu müşteri tarafından cevaplanıyorsa harikadır.Eğer o anda cevaplanamıyorsa ama müşteri mesaj vb gönderiyorsa güzeldir.

Eğer müşteriyi aradığında kendisini ve firmasını isim vererek tanıtıyorsa kolaylıkla daha gideceği çok yolu vardır diyebiliriz.

Müşteriyi aradığında telefon açılmıyorsa,1-2 saat , 1-2 gün geçmesine rağmen geri dönüş yapılmıyorsa müşteri kaybedilmiştir demektir.

Müşteri bol miktarda bulunan sonsuz bir kaynak değildir.Ağaçta yetişen bir meyve değildir.

Her gün yeni bir firma kurulmadığı için limitli bir hedef kitlesi vardır Satış Departmanlarının.

Bu nedenle;Müşteri bir satış grubu çalışanı için her zaman çok önemlidir.Gözü gibi bakmalı ve iletişimini bu gerçekleri bilerek yönetmelidir.

Müşteriye göstere göstere satış yapmak için gidilmemelidir.Önemli olan vizyon ve ürününüz veya hizmetinizin Katma değeridir. Ürettiğinizle müşterilerin hayatını nasıl kolaylaştırdığınız veya sektöre yön verdiğinizdir.

Sektördeki gelişmelerden bahsetmek,nereye gittiğini müşteriyle paylaşmak, farkındalık artırmak vizyon sunmak direkt satış yapmaktan çok daha önemlidir.

Önemli bir nokta, Müşteri size güven duymalıdır.

Müşterinin güvenini kazanmalısınız.İşinizde ne kadar uzman olduğunuza kanaat getirmelidir.

Bu çalışmaları sabırla uyguladığınızda satış zaten gerçekleşir.Yalnız dikkat edilmesi gereken nokta paylaştıklarımı hayata geçirecek personelin kalitesidir.Satış personeli ne kadar kaliteliyse firmanızın intibası da o derecededir.

Yeni müşteri satışı temel görevlerden sadece ilkiydi. Var olan müşterinin elde tutulması ise daha karlı olan 2.kriterdir. Yeni müşteriye gitmenin,iletişim kurmanın ve sürecin pipeline veya funnel içinde belirli bir noktaya getirilmesinin maliyeti yaklaşık 4 kat daha fazladır.

Dolayısıyla mevcudu elde tutmak gerektiğinde cömert retention kampanyaları düzenlenmesi önemlidir.

Mevcut müşteriye ek ürünleri,servisleri sunarak cironun ve karlılığın arttırılması önemli hedef olmalıdır.Mevcut müşterilerle vizyon toplantıları,satış amacı olmayan yuvarlak masa toplantıları,kanaat önderleriyle bir araya gelinmesi gibi etkinlikler firmanızı rakiplerden ayıracak önemli farklılıklardır.Unutulmamalıdır ki;

Farklılaşmamak öldürücüdür ve sürüden mutlaka ayrılması gereklidir.

Yeni müşteri satışı için ,Türkiye’de hedef müşterilerin karar vericileriyle Satış yapacak firmayı bir araya getiren networking şirketleri faaliyet göstermeye başladı ve oldukça da başarılı sonuçlar alınabiliyor.

Kurumsal Satış Bölümlerinin müşteriye ulaşma ve süreci belirli bir aşamaya getirme maliyetinden çok daha düşük fiyatlarla daha yüksek conversion rate elde edilebiliyor.

Bu arada sırası gelmişken bir sonraki yazım pipeline/funnel yönetimi ve conversion rate hakkında olacak. Ufak bir reklamdan sonra devam ediyoruz…

Satış Personelinin 4 temel göreviyle ilgili paylaşımımdan sonra Pazarlama’ya gelebiliriz.

Satış Grubu tüm bu çalışmaları tek başına mı yapacak?Nasıl yapacak?

Cevap tabi ki hayır.

Pazarlama temel görevine geldiğimizde ise Basitlik ve sadelikten bahsettik ve bu noktadan devam edelim.(Konumuz temel görev olduğu için en basit şekilde yaklaşıyoruz. 4P+4C veya 7P+7C prensiplerinin temelinde de şirketin,ürünün/hizmetinin tanıtımı vardır)

Şöyle düşünelim; Yeni kurulan bir şirketiniz var ya da eski bir şirketsiniz ancak yeni çıkardığınız ürün veya hizmetiniz mevcut.Eski ya da yeni olan şirketinizin ürün veya hizmeti tabi ki potansiyel müşterilerin ihtiyaçlarına göre üretilmiş.

Temel bir yaklaşımla;her şeyden önce şirketinizi,ürün/hizmetinizi tanıtmanız gerekir.

Potansiyel alıcılarınıza nasıl fayda sağladığınızı,hangi problemi çözdüğünüzü vb detayları anlatmalısınız.

Kısaca kendinizi tanıtıp ne yaptığınıza ve nasıl yaptığınıza geliyoruz.

İşte bu noktada Satış Grubu çalışanı yeni veya mevcut müşteriye gittiğinde firmasının pazarlama çalışmaları neticesinde Satış sürecine sıfır noktasından başlamayacaktır.Müşteride gerek yeni kurulmuş şirketiniz veya gerekse de eski olan şirketinizin yeni ürünüyle ilgili bir kulak dolgunluğu mutlaka olmalıdır.

Müşteri sizin Kim olduğunuzu,Ne yaptığınızı ve Nasıl yaptığınızı(farkınızı) bilmelidir.

Bu 3 temel nokta kurumsal sunumlarınızın olmazsa olmazıdır.

Zamana değer katmak için…

Sevgi ve Saygılarımla,

Turgut Erkaynak

Pazarlama Planında Sosyal ve Mobil misiniz?

Etrafınıza bir bakın. E-postalarına bakmadan,whatsapp mesajı yazmadan,sosyal medyaya girmeden insanlar kaç adım atıyor?

Nerede olduğumuzun önemi olmaksızın artık her anımız mobil.Takside,toplantıda,akşam yemeğinde ve evet aklınıza gelen o yerlerde de.

Bir tablet veya akıllı telefon kullanmak artık standart bir durum.

Pazarlama stratejilerinde ve iletişiminde Mobil ve dolayısıyla sosyal medyadan uzak durmak, tam anlamıyla entegre olmamak; mevcut müşteriyle bir bağ kurulamaması nedeniyle iş kaybına yol açtığı kadar potansiyel müşterilerde de önemli iş fırsatlarının kaybına yol açar.

Ayrıca;bu noktalarda olmamak satış fırsatını ve potansiyel ilgiyi de yakalayamamak demektir.

Peki Sizin Pazarlama Planınız Mobil ve Sosyal mi?

Unutmayalım ki; mevcut ve potansiyel müşterilere ulaşmanın veya mevcudu elde tutmanın bize belirli bir maliyeti var. Müşteri internette ve mobilde ise ki öyle; biz de yeni iş için, mevcudu korumak için, çapraz satış için, upgrade için ,iletişim için, meydanı boş bırakmamak için orada olmalıyız.

Tabii ki bir anda büyük işler bu mecralardan gelmeyecek ancak yavaş yavaş ve sade bir biçimde pozitif geri dönüşüm oranları sağlayarak tüm müşterilerle pozitif etkileşimde olunan yararlı bir kanalınız olacak.

Bu noktada;etkileşimin üzerinde durmamız gerekiyor çünkü etkileşimden kastım “robotik” ve “ruhu olmayan” bir sosyal medya mesajı,anlamı olmayan istatistiki bir bilgi paylaşımı veya mobil uyumlu olmayan bir web sitesi içeriği değil tabii ki.

Türkiye’de bir çok kurumun bu konuda önemli gelişim alanları mevcut. Örneğin; web sitesi mobil kullanıcılara uygun olmayan, webmaster tool geri bildirimi almamış, HTML yerine flash kullanılmış ve belirli müşteri kitlesini ıskalamış firma sayısı azımsanmayacak kadar fazla.

Müşterilerin bir çok bilgiye mobilden ulaştıklarını düşünürsek farklı cihazlar ve yazılımları için “hedef bazlı müşteri içerik bilgilendirmeleri oluşturulması, sıkıcı olmayan ve ilham veren paylaşımlarla müşteride değer sağlamak hedef olmalıdır.

Türkiye’de çok yakın zamanda başlayacak 4.5G ile birlikte mobil data kullanımının daha da artacağını hepimiz farkındayız dolayısıyla Pazarlama Stratejilerinde yer alan “Biz oraya nasıl gideriz? Orada nasıl olabiliriz? planlarını ve bütçelerini gözden geçirmekte fayda var.

Şubat 2016’da yayınlanan Cisco Visual Networking Index (VNI) verilerine göre

2015 yılında global mobil data trafiği %74 oranında büyüdü

Dünya genelinde en çok büyüme ise Ortadoğu ve Afrika’da gerçekleşti.

cisco cisco-2

Yine aynı verilere göre 2020 yılına kadar mobil data trafiğinin 8 kat kadar büyüyeceği tahmin ediliyor.

  • 2015 yılında yarım milyardan fazla 563 Milyon mobil cihaz ve bağlantı eklenmiş durumda.
  • 2014 yılında 7.3 Milyar olan global mobil cihaz ve bağlantı sayısı 2015 yılında 7.9 Milyar olarak gerçekleşti.
  • 2020 yılına kadar mobil cihaz ve bağlantı sayısının global cihaz ve bağlantı sayısının yaklaşık %50’ye ulaşacağı öngörülmekte.

O kadar önemli ve ilgili veri var ki hepsini ayrı ayrı detaylı değerlendirmek gerek.

Yeri gelmişken potansiyel müşterilerin mobilde olduğuna dair birkaç bilgiyi daha paylaşmam faydalı olacaktır. Dikkate alınması gereken; mobil ve sosyal medya pazarlamanın klasik pazarlama planlarının boşluklarını doldurabilen çok önemli araçlar ve stratejiyi oluştururken diğer kanallarla birlikte değerlendirerek hangi boşluklarla entegre olacağı baştan belirlenmeli.

Her yıl Ocak ayında önemli veriler paylaşan wearasocial : Digital in 2016 verilerine göre;

  • Dünya üzerinde yaklaşık 7.4 Milyar kişi mevcut ve bu popülasyonun %54’ü kentsel alanlarda yer alıyor.
  • Toplamda 3.4 Milyar kişi(mobil ve sabit) internet kullanıcısı mevcut. Bir diğer deyişle dünya nüfusunun %46’sı…
  • Wearesocial verilerine göre sosyal medya kullanan kişi sayısı ise 2.3 Milyar kişi.
  • Mobil üzerinden sosyal medya kullanan aktif kullanıcı sayısı ise yaklaşık 2 Milyar kişi…
  • Sadece Türkiye’de ise 46 Milyondan fazla internet kullanıcısı ve 42 Milyon aktif sosyal medya kullanıcısı mevcut.

IMG_6078 Turkiye-wearasocial digital-in-2016-7-1024

IDC (The International Data Corporation) ise ufak farklılıkları olsa da genel olarak benzer veriler sunuyor bizlere. IDC,dünya üzerindeki 3.2 milyar kişinin 2016 yılında internete giriş yapacağını öngörmekte.
Bir diğer deyişle dünya nüfusunun %44’ü internete giriş yapacak. 3.2 Milyar kişiden ise 2 Milyardan fazlasının internete mobil cihazlar üzerinden girmesi beklenmekte.

Bu Kadar Kişi İnternette Ne Yapıyor?

2 Milyar kişi haberleri okuyor.Yaklaşık 2 milyar kişi sosyal ağlarda..1.2 milyar kişi müzik dinliyor.1.5 milyar kişi anlık mesajlaşıyor…

IDC-2-1

Pazarlama Planında Sosyal ve Mobil misiniz?

 

 

Türkiye ise önemli bir değere sahip. Her ne kadar ülkemizi yanlış bölgede konumlandırmış olsalar da 744 Milyon dolarlık internet reklam harcamasıyla bu alanda hızla ilerliyor.

Yapılan araştırmalar müşterilerin ağırlıklı olarak, iletişim ve eğlence için akıllı telefonlarını,seyahat planları,kişisel finansal yönetim konuları için bilgisayarlarını kullandığını gösteriyor.

Tüm bu veriler mobil ve sosyal medya pazarlama olmadan pazarlama planı olmayacağını çok net ortaya koymakta.
Geleneksel kanallar hızlı bir şekilde mobile ve sosyale evrilmekte.

Robotik ve ruhu olmayan cevaptan ve Türkiye’nin bu alandaki gelişim alanlarından devam edelim….

Örneğin; SMS izinleri için yasa çıktığı dönem gelişim alanlarına güzel bir örnektir.

Bir çok şirket izin almak için müşterisini aradığında farkına vardı ki aradıkları numara kullanılmamakta ve ellerinde binlerce 11 haneli çöp data mevcut. Çöp olmayanlar ise doğru ve hedef bazlı içerik paylaşımı yapılmadığı için onay vermedi.

Böylece; gerçek, en güvenilir,okunma oranı en yüksek bir mobil aracı kaybettiler. Bu da bize başka bir pazarlama gerçeğini; CRM’in yaşayan bir organizma olduğunu net olarak gösteriyor.

Bir başka örnek de yakın zamanda kendi yaşadığım bir olaydan.

Sosyal medya üzerinden iletişime geçtiğim kurum bana  “ruhu olmayan”,”robotik” bir cümleyle sadece gelen talebin cevapsız kalmaması için geri döndü.
(Bu arada inanın global ölçekte olup da hiç dönmeyen kurumlar da oldu) Böyle bir cevap geldiğinde,müşteri o kurumdan uzaklaşır. Her şeyden önce eğer bir problemi için iletişime geçtiyse çözülemeyeceğine,herhangi bir bilgi için iletişime geçtiyse alamayacağına kanaat getirir ve konuyu uzatmaz.Benim durumum da böyle oldu.

İşte bu gibi noktalarda çalışanların bireysel katma değeri ortaya çıkıyor.

Pozitif açıdan bakalım; her şeyden önce kurum için mobil bir mecrada olması gayet güzel. Müşterilerinin en azından bir bölümünün mobilde olduğunun ve bu nedenle mobilde bulunma gerekliliğinin farkına varmış.

Unutmayalım ki; gelişim farkındalık ile başlar

Evet farkına varmış ancak stratejik planlama yaparken gerekli ilgiyi göstermemiş ve yatırımı yapmamış.Sadece bir zorunluluk olarak yorumlamış ve robotik cevaplar vererek müşteri memnuniyetsizliğini olumsuz etkileyen yeni bir kanal açmış. Şirketine ek maliyetler ve gizli kayıplar oluşturduğunun da farkında değil. Ek maliyet çünkü;yeni bir kanal oluşturmanın maliyetinin yanı sıra güdük oluşturulmuş bir mecra olması nedeniyle ekstra problemler ve memnuniyetsizliklerin çözülmesi için de zaman,para,emek harcanacaktır. Sonuçta tüm bunların da bir maliyeti var.

Doğru bir pazarlama planının ve doğru stratejinin önemini burada görüyoruz.Zarar veren böyle bir kanalın hiç oluşturulmaması çok daha faydalı olacaktır.

Çalışanların bireysel katma değeri ise Planlama ve Strateji aşamasında önemlidir. Çalışan cesaretle fikrini söylemeli ve sadece var olması için yeni bir mecra açılmasına karşı çıkmalıdır. Her şeyden önce çalışan sosyal medyanın hangi amaçla kullanılacağını sorgulamalı ve kullanım amacına uygun planlama ve strateji oluşturulmalıdır.

Sosyal medya kanalı birçok amaç için kullanılabilir :

  • Satış
  • Web trafiği
  • Eğitmek
  • Takipçi kazanmak
  • Müşterilerle pozitif bağ kurmak
  • Müşteri hizmetlerini geliştirmek
  • Marka bilinirliğini arttırmak
  • Bir ürünün başlangıcı
  • Yeni Müşteriye ulaşmak içinkullanılması amaçlardan sadece birkaçı.

Kendi yaşadığım örnekteki gibi işin doğasına uygun olmayan yaklaşımın değişmesi gerektiği savunulmalı ve çağ dışı kalmış script  değiştirilmelidir.

Müşterinin beklentilerini karşılayan,cana yakın gelen ve müşteriyi kurumuna yaklaştıran yöntemlerin gerektiği savunulmalıdır.

Sadece var demek için açılan bir sosyal medya hesabı da hatalıdır.

Eğer odaklı bir personel atanmadıysa, günde veya 2-3 günde 1-2 paylaşım yapılıyorsa,müşteri tarafından kurulan iletişime “like,RT,+,cevap vb karşılık verilmiyorsa yine kurum yarar yerine zarar elde edecektir. Sürecin; tam zamanlı ve uzmanlık alanı sosyal medya olan personel tarafından yönetilmesi oldukça faydalı olacaktır. Mevcut ağır görevlerine ek bir yük şeklinde olmamalıdır.

Beğendiğim 1-2 örneği sizlerle paylaşmak isterim:

Nike Basketball Black Mamba

Bu sezon basketbolu bırakacağını açıklayan Kobe Bryant, Nike Basketbol için hazırlanan kampanyası oldukça güzeldi. Kampanya filmini ve kampanyanın etkilerini aşağıdaki iki videoda izleyebilirsiniz.

 

LG Ticket Hunter

LG yeni Optimus L serisi telefonunu Birleşik Krallık içerisindeki genç müşterilere duyurmak istedi. Eğlenceli bir içerik ve interaktiviteyle  yüksek müşteri bağı oluşturuldu.

 

LG

 

Büyük markalar mobil ve sosyal medyaya önemli bütçeler ayırıyorlar. İnteraktif, hedef bazlı içerikli, Promosyonel İş Ortaklıkları kurulmuş, Lokasyon bazlı gibi önemli kampanyalara da imza atıyorlar.
eMarketer tahminlerine göre Mobil internete 2016 yılında 100 Milyar Dolardan fazla harcanacak ve 2019 yılında bu miktar 2 katına ulaşarak 200 Milyar Dolar olacak.

 

195661

 

195515-300x282

 

Firmaların hatırda tutması gereken; pazarlamanın yapı taşı olan P’ler cağın gereklilikleriyle eskisinden çok daha hızlı değişmektedir ve kurumların P’ler ile paralel değişen C’lere tam entegre olarak ayak uydurması kaçınılmazdır.

Zamana anlam katmak için…

Saygılarımla,

Turgut Erkaynak

Ekonominin Kalbi İnternette Atıyor

Değişen İş Modelleri… Değişen alışkanlıklar… Değişen iş yapma biçimleri ve her şeyden önemlisi DEĞİŞEN BİZ! Dünyada her şeyin zaman içerisinde değiştiğini hepimiz biliyoruz… Yine hepimiz  “değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” sözünü de biliriz…

“Aklıma geldikçe” oldu ve farklı açılardan bakmaya çalıştım…

Peki bizler nasıl değişiyoruz? Ya da farklı bir şekilde soracak olursak; istemesek de her alanda değiştiğimizin farkında mıyız? Bizi bu değişme mecbur bırakan faktörler nelerdir?

TÜBİSAD tarafından yürütülen ve Deloitte Türkiye’nin proje danışmanlığını üstlendiği bir çalışmaya göre; Türkiye’de 2014 yılında e-ticaret pazar büyüklüğü, bir önceki seneye göre %35 büyüme ile 18,9 milyar TL’ye ulaşarak önemli bir değişim göstermiş durumda.

Yani ürün ve hizmet satın alma yöntemlerimizde önemli bir değişim söz konusu.

Hem de sadece 1 senede.

eMarketer’ın araştırmasına göre ise Dünyadaki E-Ticaret 2018 yıl sonuna kadar yaklaşık 2,5 kat büyüyecek. Değişmeye artan bir hızla devam edeceğiz.

Bu hızlı değişim beraberinde farklı ihtiyaçların oluşmasını ve daha katma değerli çözümlerin de ortaya çıkmasına neden oluyor. Genel olarak; dünya tarihine bakıldığı her 25 yılda bir büyük değişimler yaşanıyor ve iş modelleri de değişiyor.

Aynı şuanda Türkiye’de yaşanan e-dönüşüm süreci gibi.
İnternet altyapısının gelişmesi, büyüyen iş hacmi, çağın gereklerine uyarlanan mevzuat ve yönetmeliklerle birlikte son birkaç yılda Türkiye’deki e-dönüşüm süreçleri oldukça hızlanmış durumda.

BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) verilerine göre, Türkiye’de 2014 sonu itibariyle, toplam 1.647.085 adet e-imza ve mobil imza üretildi. 20 Haziran 2015 tarihinde yayınlanan tebliğle birlikte Türkiye’deki e-fatura mükellef firma sayısı 50.000’in üzerine çıktı.”

“50.000’in üzerindeki mükellefin, yılda yaklaşık 2 milyar adet e-Fatura, e-Arşiv fatura düzenlemesi bekleniyor. Bu oldukça önemli bir adet.”

E-fatura uygulamasıyla birlikte kargo, fatura tasarım ve matbaa maliyetlerinde önemli tasarruflar sağlanırken aynı zamanda kağıt kullanılmadığı için ağaçlarımızı ve yeşil çevrenin korunmasına da önemli katkılar sağlanıyor.

Peki, bu değişen dünyada biz ne yapacağız? Değişime nasıl ayak uyduracağız? Yoksa yok mu olacağız?

  • Her şeyden önce bakış açımızı her daim değiştirmeli ve eskiye bağlı kalmamalıyız.
  • Yetkinliklerimizi arttırmalı ve sahip olduğumuz becerileri geliştirmeliyiz
  • Çağın trendi network oluşturmalı ve birlikte iş yapabileceğimiz kişi ve firma sayısını arttırmalıyız
  • Deneyim kazanmalıyız, öğrenmeye açık olmalıyız
  • Teknolojiyi yakından takip etmeli ve İş modellerinin büküm dönemlerini iyi anlamalıyız
  • Giyilebilir teknolojiler, robot teknolojileri gibi, büyük veri, bulut bilişim gibi alanları çok yakından takip etmeliyiz.

Son olarak; her çağın ne kadar gelişmiş olursa olsun kendi içinde mutlaka fırsatları olduğunu unutmamalıyız. Mavi Okyanus stratejisini hatırlayarak her daim yeni yollar aramaya devam etmeyi şiddetle tavsiye ediyorum. Aksi durumda farklılaşamayız ve ölmek durumunda kalırız.

“Artık yeni hiçbir şey yok. İcat edilebilecek her şey icat edildi diyen ve büyük bir gafa imza atan Amerikan Patent Dairesi Başkanı Charles Duell bu sözünü 1899 yılında söylemişti.”

“1903 yılında ‘Atlar her zaman kullanılacaktır. Otomobil ise ancak geçici bir moda olabilir’ diyerek  Henry Ford’un kredi talebiyle alay eden banka müdürü gibi.”

“1977’de ‘İnsanların evlerinde bilgisayar bulunması da ne demek. Bence hiç kimsenin evine bilgisayar sokmak için herhangi bir geçerli nedeni olamaz.’ diyen DEC şirketi başkanı gibi olmamamız çok önemli.”

Son olarak ; Sokrates’in dediği gibi tek iyi olan BİLGİ’yi kullanalım.Tek kötü olan CEHALET’i terk edelim. Böylece DEĞİŞEBİLİRİZ,DEĞİŞİME AYAK UYDURABİLİRİZ.

Turgut ERKAYNAK

20 Ekim 2015

İknanın Psikolojisi (Türkçe)

İster iş yaşamınızda isterseniz de özel hayatınızda kullanabileceğiniz bu 6 önemli yöntem ile hayatınızı kolaylaşacak.

İnsanoğlu binlerce yıldır hatta milyonlarca yıldır yer yüzünde.Bu süre içerisinde her daim kendi içlerinde iletişim halindeydiler.İletişim kurarken de mutlaka ikna yöntemlerine ihtiyaç duyulan zamanlar olmuştur.

İnsan doğası gereği aslında karşısındaki her daim ikna etmek için çaba göstermiş ve üzerine çalışmalar yapmıştır.

Peki nasıl?

Karşınızdaki birini ikna etmek ve istediğiniz sonucu almak bu kadar kolay mı?Hayatımızın neredeyse her alanında birilerini ikna etmek için enerji harcamıyor muyuz?

Örneğin çocuğu olanlar çocuğunun kendi istediği gibi hareket etmesi için ileri seviyede ikna teknikleri sergilemiyor mu?

Ne kadar başarılı olabiliyorsunuz?Durun tahmin edeyim büyük oranda çocuklarımız mı bizi ikna ediyor yoksa:)

Hafta sonu gidilecek bir mekan konusunda anlaşmazlık olduğunu düşünün ve aile üyeleri birbirini ikna etmek için nasıl çaba harcıyor.

Sadece özel yaşamımızda değil iş yaşamımızda da ikna sanatını kullanmak durumundayız.

Müşterilerimizi ikna etmek için, iş arkadaşlarımızı,zaman zaman yönetim kurullarını zaman zaman da kendimizi…

İşte yaşamımızın neredeyse bir çok anında ve alanında kullandığımız ikna tekniklerinin bilimsel halini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Arizona State University’de Psikoloji profesörü olan Robert B. Cialdini’nin Türkçe’ye de “İknanın Psikolojisi” adı ile çevrilmiş kitabının kısa bir video özeti…

İkna sürecinin etkileyen 6 Evrensel Prensip ve kısa yolu tanımak ve anlamak için faydalı olacaktır. Tek yapmanız gereken 6 prensibi öğrenmek ve daha sonra da karşılaştığınız ikna durumlarında uygulamanız.Unutmayın ki en önemli farklılık her zaman uygulamadadır.Uygulama yoksa ne yazık ki kazanım da gerçekleşmez.

 

 

Arzu edenler için İngilizce versiyonunu da paylaşmak isterim.Dilerseniz  buradan izleyebilirsiniz.

Zamana değer katmak için…

Turgut Erkaynak