Akıllı Telefonların Yakın Tarihi & Android’e Nasıl Geçtim?

Satış Kanalları Yönetimi, Müşteriye Gidiş ve Pazar Stratejileri konusunda uzman olan Turgut Erkaynak, Türkiye’nin önde gelen Gruplarında kazandığı Satış & Pazarlama & Yönetim alanındaki 15+ yıllık bilgi ve tecrübesini yüksek bir motivasyonla açık bir kaynak olarak sunmaktadır.

Akıllı Telefonların Yakın Tarihi & Android’e Geçiş Rehberi

2018 Mart ayı itibariyle iphone kullanmayı bıraktım ve Android tabanlı bir akıllı telefona geçtim.

Bu yazıda benim bakış açımla,akıllı telefonların yakın tarihini ve 1 haftadır kullandığım Android deneyimimi bulacaksınız.

Haydi başlayalım…

2008 yılından beri Apple iphone kullanıyordum. 2008 öncesinde ise iş dünyasında yoğun olarak kullanılan BlackBerry telefonum vardı..
Andorid deneyimimi anlatmaya başlamadan önce biraz akıllı telefon dünyasının yakın geçmişine de bakacağız. Tabiki benim bakış açım ve deneyim gözlüğümden..

Akıllı telefonların ilk döneminde 4 marka ve 4 farklı platform ve işletim sistemi vardı…
Uygulama reklamları veya geliştirilen hizmetler için Nokia,BlackBerry, iPhone ve Samsung’un taşıdığı Android için reklamlar verilir ve alt bölümde 4’ünün logosu yer alırdı.
Bu noktada Samsung’un 2009 Haziran ayında Android kullanmaya başladığını belirtmek isterim.

İlk iPhone modeliyle birlikte Apple Mobil pazarı değiştirmeye başladı.
BlackBerry iş dünyasında yoğun olarak kullanılıyordu. E-posta konusunda başarılı olması tercih edilmesini sağlıyordu. E-postaların da Kanadadaki kendi sunucularından da mutlaka geçtiğini yeri gelmişken paylaşayım.

IT yöneticileri BlackBerry sistemini güvenli bulduklarını söylerdi.Bu nedenle iPhone’un kurumsal kullanıma geçişi Türkiye’de bence biraz gecikmiştir.
BlackBerry e-posta dışında web tarafında iyi değildi. iPhone ilk modelinde kes,kopyala, yapıştır özelliği yoktu

 

 

 

Kamerası 2 MegaPikseldi. Ancak ciddi bir yıkıcı inovasyon yaparak pazara hızlı bir giriş yapmış ve kısa sürede önce bireysel daha sonra da kurumsalda tercih edilir noktaya gelmişti.
Kolay arayüzü, hızlı web kullanımı ve medya alanını dönüştürmesiyle rakiplerini geride bıraktı.Çok kolay bir kullanımı vardı.Aç ve kapa..Ayrıca internet paylaşımı yapabilmesi o dönemlerde mobil internet için kullanılan wınn satışlarını dahi etkilemişti.

Zaman içinde ki 1-2 yıl diyebilirim BlackBerry rekabete cevap veremedi ve yeni bir Nokia oldu.Geliştirilen uygulama ve servislerin reklamları önce 3(nokia gitti) sonra da 2 platform için çıkıyordu. Android ve iOS.

 

 

 

 

Android Apple’ın farkettiği ve dönüştürdüğü sektörleri henüz kavrayamadığı için Apple çok daha ön plana çıkmıştı.

Apple olmasaydı gerçekten polifonik zil sesleri,wallpaper yüklemeleriyle haşır neşir olan kullanıcılar olacak ve büyük bir aydınlanma yaşayamayacaktık.

Bugün inanılmaz büyük bir pazar haline gelen ve dünya üzerinde yüz binlerce insanın geçimini sağladığı mobil aplikasyon geliştirme işi belki de olmayacaktı.

O dönemde Apple ayrıca yüksek marka algısı nedeniyle de çok tercih edilir duruma geldi.
IT yöneticileri üst yönetimlerden gelen yoğun talebe de fazla direnemedi.2009-2010 yıllarında üst yönetimlerde Mac ve iPhone ikilisini kullanmak bir prestij ve moda olmuştu diyebilirim.

Buraya kadar paylaştıklarımı birkaç önemli görselle de desteklemek de fayda var.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2001’de ilk ipod ,2003 yılında itunes store ve 2008’de App Store ile telekomünikasyon sektöründe önemli bir kavram olan Yakınsama (Convergence) iphone ile gerçeğe dönüşüyordu.

Apple Steve Jobs’ın Liderliğinde müzik,film,telekomünikasyon gibi birçok önemli sektörü yeniden tanımlıyor ve kişilere daha önce yaşamadıkları bir kullanıcı deneyimi sunuyordu.Yıkıcı inovasyonun gücü de buradan geliyordu.

Bu noktada birçok kişinin hayatını değiştiren Steve Jobs’un da hakkını teslim etmeliyim.En az 5-6 lokomotif sektörü yeniden tanımladı.Dünya üzerinde kullanıcı veya sektör çalışanı milyonlarca insanın deneyimini değiştirdi ve Apple onun vizyonerliğiyle dünyanın en değerli şirketi konumuna geldi.Kasasındaki nakit varlığı Türkiye dahil birçok ülkenin sahip olmadığı düzeydeydi.2011 yılında vefat ettiğinde sadece dünyanın en değerli şirketini değil önümüzdeki 5-6 yılın da plan,vizyon ve ürün tasarımlarını miras olarak bırakmıştı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Görüşüm,Tim Cook bu mirası kullandı ve artık bitti.

2008’de iphone ve 2010’da iPad kullanmaya başladım. İpad iphone rüzgarından sonra başlı başına yıkıcı bir inovasyondu ve Apple’ı yakalamak isteyen rakipleri önemli bir darbe daha alıyordu.Tablet satışları patlama yaşıyordu.Bu arada mobil internette 3G’nin Türkiye’de 2009 yılında başlamasının da bu gelişmelerde katkısı büyük.

Pazarın ne kadar büyüdüğünü anlatabilmek adına şöyle bir örnek vereyim. İpad’in satış rekorları kırdığı o dönemde,iş ortaklığı yaptığımız Türkiye’nin önemli ve büyük bir Apple bayisi şöyle diyordu:
“20 yıldır Apple işi yapıyorum.İlk defa şimdi bunca yıllık emeğim karşılığını buldu”.

Tablet ile Steve basılı yayıncılığı da derinden değiştirerek dijital yayıncılığın önünü açıyordu.

O dönemde 2012 yılında görev yaptığım Teknoloji firmasında Türkiye’nin ilk tablet dergisini örnek olarak çıkarmış ve basılı yayıncılık alanındaki dergi ve gazetelere de dijital yayın alanında birçok proje yapmıştık.Tüm sektör yeniden şekil buluyordu.

Tablet Dergide yer alan video röportajıma buradan ulaşabilirsiniz

 

 

Bugün geldiğimiz noktada tablet eski cazibesini kaybetti ve satışları yerinde sayıyor. Apple’ın da iphone,ipad gibi sektörleri değiştirici güce sahip bir ürün ortaya koyamadığı da önemli bir gerçek…

Apple konusunda çok uzman ve içeriyi bilen sözü muteber bir Arkadaşım apple’ın Mac ve iOS yazılım mimarisinde önemli değişiklikler yaptığını ve bu sancıların nedeninin bu çalışmalar olduğunu belirtse de Steve sonrasında bence gerileme dönemi başladı ve Samsung’un Liderliğinde Android aradaki mesafeyi hızlıca kapattı.Donanımsal olarak da Android tabanlı akıllı telefonlar iyi özelliklerle gelmeye başladı.

iOS basit ve kullanıcı dostu arayüzünün dışında App Store nedeniyle oldukça güvenli bir durumda.Bu fikrim Andorid’e geçmiş olmama rağmen aynı. Google Play Store daha denetimsiz ve virüslü uygulamalarla karşılaşmak mümkün.

İlk dönemde Apple  App Store’u ekosistem için önemli bir platform olarak da çok iyi sunmuştu ve ekosistem gücüyle de 1-2 yıl daha rekabeti iyi bir şekilde yönetti.Bugün ise Google yaptığı ataklarla aradaki mesafeyi kapattı.2015 yılında duyurduğu Android One ve telefon üreticileriyle yaptığı işbirliğiyle daha derli toplu ve güvenli bir platform olma yolunda ciddi adımlar attı.

Konuyu fazla uzatmadan esas konumuza gelebiliriz.

Android’e nasıl geçmeye karar verdim ve neden geçtim?

Bu noktada her akıllı telefon kullanıcısının kendine sorması gereken önemli bir soru var:

Akıllı Telefonumu Hangi Amaç için Kullanıyorum?

Kişilere göre kullanım amacı değişebilir..Fotoğraf çekmek,Sosyal Medya Kullanımı,İş amaçlı,Chat,internet,video vb.

Statista gibi önemli bir kaynaktan Akıllı Telefonların En çok ne için kullandığını değerlendirmemizde fayda var.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Araştırmalar kullanıcıların büyük oranda benzer nedenlerle akıllı telefon kullandığını gösteriyor.

  • E-Posta
  • Sosyal Medya
  • Online Video İzleme
  • Haber Okuma
  • Anlık Mesajlaşma

İlk 5 kullanım bu şekilde.

Buradan hareketle ve akıllı telefon markalarının üst segment modellerinin fiyatlarının çok yükseldiğini düşündüğümüzde fiyat/performans oranı çok daha önemli bir hal alıyor.

Kullanılmayan özelliklere ek para verilmesi üzücü.

Ya da sadece marka değeri nedeniyle veya gösteriş amacıyla kişisel bütçesinin çok üzerindeki bir telefon modelini kullanmak bana pek de doğru gelmiyor.

Akıllı telefonlarda kredi kartı taksit ile alabilmek de hali hazırda mümkün değil.Bu durum da banka kredisi veya GSM operatörlerinin kendi sunduğu finansal çözümler mevcut.

Banka Kredisi kullanabilmek için belirli bir kredibilite ve maaş geliri söz konusu.

Lise,üniversite öğrencisi olan genç bireylerin henüz bu aşamada olmamasının aileler üzerine ek bir yük getirdiği de aşikar.

Dolayısıyla fiyat/performans rasyosu daha da önemli oluyor.

Benim kişisel kullanımım da Statista’nın araştırma sonuçlarında olduğu gibiydi. Çok farklı bir noktada değildim.

E-posta,anlık mesajlaşma,bulut depolama,resim düzenleme,tasarım araçları gibi kullandığım ios uygulamaların hepsi güvenli bir şekilde Google Play Store’da da vardı.

Telefonumu yoğun olarak kamera özelliği için de kullanıyordum.Hali hazırda kullandığım telefon modelim iphone 5S idi. Çıktığı zaman almıştım ve dönemin üst segment modeliydi.

Kıyaslamalarımı da bu çerçevede yaptım. 8 Megapiksellik bir kamerası vardı.1 GB RAM’e sahipti.

Apple’ın son dönemde büyük tepki alan ve marka değerini kullanıcılar nezdinde olumsuz etkileyen eski telefonların performansını düşürmesi ve özür niteliğindeki pil değişim kampanyası gibi sebepler de sevdiğim ve bağlılık istediğim Apple’ı bırakmamda etkili oldu.

Artık,Steve’in tutkuyla,bilgiyle ve inovasyonlarla yönettiği o eski Apple olmadığını da düşünüyorum.

Dolayısıyla,en önemli konu olan işletim sistemi,yazılım tarafında kullandığım uygulamalar açısından bir fark olmadığına kanaat getirdim.

Geriye,donanım ve 10 yıllık bir kullanıcı alışkanlığı olduğu için Android’e adaptasyonum sözkonusuydu.

Donanımsal olarak değerlendirdiğimde,(kullandığım iphone 5s’e göre) birçok akıllı telefon markası kullanabileceğimi fark ettim. Mevcut telefonumun eskimiş olması nedeniyle birçok markanın giriş segmenti ürününde bile kamera,RAM,depolama kapasitesi,ROM çok daha iyi noktadaydı.

Bu durum karar alma sürecimi hızlandırdı.Bakış açım şu oldu:
“Şuanda kullandığım bu telefonla ihtiyaçlarımı karşılayabiliyorum .Yeni alacağım 1.000-1.500 lira olabilecek donanım özellikleri daha iyi olan bir telefon zaten karşılayacaktır.”

Pazar araştırmalarında 999TL’ye yerli olan bir markamızın 3GB RAM,32 GB depolama,13 MegaPiksel Kamera özellikleriyle yeni bir modeli olduğunu da gözlemledim.

Telefon alacak kullanıcıların mutlaka bu değerlendirmeleri yapması gerektiğini düşünüyorum.Kurumsal şirketler nasıl satın alma yaparken kazanıyorsa bireysel kullanıcıların da kullanım amacı,fiyat/performans oranı gibi kriterleri önemle değerlendirmeleri gerektiğine inanıyorum.Toplumsal açıdan da bu gerekli.

Kullanım amacının üzerinde ödenen paralar sadece iyi görünmek ve “BEN” bu marka telefon kullanıyorum diyebilmek için olduğu çok net.

Donanımsal olarak bir sorun yaşamayacağımı gördükten sonra Android’e kolay adapte olabileceğim ve arayüzü kolay olan,stabil çalışan,güncellemeleri müşterilerine hızlı sağlayan,global ölçeği olan bir marka/model aramaya başladım. Tabi ki fiyatı da yüksek olmamalı ve optimum olmalıydı.

Bu noktada;iOS işletim sisteminin en büyük özelliği hızlı ve stabil bir şekilde çalışması.Bu özelliği ise hem donanım hem de yazılımı kendisinin üretmesinden geliyor tabi ki.

Andorid’e baktığımızda,donanım ve yazılım üreticileri Google hariç farklı. Her marka Android’in ham halini alıp üzerine kendi arayüzlerini yazıyor ve kullanıcı deneyimi sunuyorlar.

Belirli bir kullanım süresinden,uygulama yükleyip kaldırdıktan sonra ara yüzlerde belirli yavaşlamalar takılmalar olduğu bir gerçek.

Her markanın iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak amacıyla geliştirdiği farklı  arayüzler söz konusu:

  • Samsung  – TouchWiz
  • Huawei – EMUI
  • Google Pixel – UI
  • HTC – Sense
  • LG – UX
  • Sony Xperia – UI

4305 kişiyle yapılan bir araştırma anketine göre de favori arayüzler şu şekilde

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tüm bu araştırmalarım ve değerlendirmelerim sonucunda Huawei markasının Mate 10 Lite modelini almaya karar verdim.

Şuana kadarki deneyimim gayet başarılı.Herhangi bir takılma,donma sorunu yaşamadım.

Telefon Android 7.0 Nougat ile geliyor. Android 8 Oreo ile gelen farklı telefonlar olmasına rağmen daha önce belirttiğim donanım+yazılım fiyat/performans değerlendirmeme göre ve Huawei Türkiye ile yaptığım görüşmeler sonrasında 8’in geleceğini öğrenmem sonrasında bu şekilde karar verdim.

Arayüz başarılı.Daha da önemlisi telefonun uygulamalarının bulunduğu ana ekrandayken hiçbir yadırgama yaşamadım.Alışmam gereken sadece ayarlar bölümü ve android’in kendine göre olan jargonları oldu.

Launcher başarılı.Tema seçenekleri yeterli ve çekmece denilen bir özellikle ios gibi ayarlanabiliyor.

Ayarlar bölümüne alışmak gerekiyor nedeni ise apple’ın kullanıcılarına birçok özelliği kapatmış/paketlemiş olmasından dolayı detaylar görülemiyor.Biraz bilgisayar ve teknik konulara hobi düzeyinde ilgisi olan kullanıcılar rahatlıkla uyum sağlayacaktır.

Bu anlamda Andorid ios’a göre daha özgür ve kullanıcıların kontrol edebildiği bir dünya.

Şuana kadar tek aradığım uygulama imovie oldu.Bunun da alternatifleri tabi ki mevcut.

Telefon açıldığında ilk yaptığım şey kullandığım uygulamaları yüklemek oldu.

Twitter,Linkedin,İnstagram,whatsapp,Google+,Dropbox,evernote,Box,OneNote,Buffer,Canva,Adobe,
Uber gibi kullandığım daha birçok uygulamayı güvenli bir şekilde yükledim.

E-posta programı olarak da Gmail uygulamasını tercih ettim. POP3,İMAP 6 farklı hesaba sahip olduğum için hepsini bu uygulamada rahatlıkla birleştirebildim. Outlook kullanmadım.Sol menüsü karışık ve gelen postalar ikonlardan dolayı tek bir ekranda net anlaşılmıyordu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Rehberi icloud üzerinden dışarı aktarmak ve yeni telefon rehberine kaydetmek ise son derece kolaydı.

Bu arada Huawei markasının resim,video gibi eski telefonda olan verileri yenisine aktarmak için phone clone adında güzel bir uygulaması olduğunu da paylaşmak isterim.Ben kullanmayı tercih etmedim.

Uzun yıllar İphone kullandığım için beynim Apple’ın belirlediği zil ve bildirim seslerine göre kodlanmıştı.Doğal olarak mail,sosyal medya,whasapp gibi uygulamaların yeni bildirim seslerine adaptasyon belirli bir zaman alıyor.

Yine telefon ilk açılışında eski bildirim alışkanlığınıza göre Android telefonda bildirimlerini ayarlamanız gerekiyor. iOS’ta olduğu gibi uygulamaların üzerinde sayı olarak gösterilen rozetler olan uygulamalar olduğu gibi(whatsapp,Linkedin) olmayanlar da(instagram,twitter) var.

Telefonun ana ekranındayken yeni hangi bildirimleri aldığınızı tam olarak anlayamayabilirsiniz. Kullandığım EMUI arayüzlü Android telefonda telefonun üst bölümünden aşağıya doğru çektiğinizde tüm bildirimleri de görebiliyorsunuz.Tercih ettiğiniz uygulama bildirimlerini de örneğin Sağlık,fitness,Evernote hızlı not ekle gibi buradaki bildirim alanına sabitleyebiliyorsunuz.

Klavye olarak swiftkey’i yükledim ancak Google’ın Gboard’unu kullanmayı tercih ediyorum. Kendimi iostan daha hızlı yazarken bulduğumu belirtmek isterim.Tabi ekranın daha büyük olması ve kalın parmaklarımın daha az tombul parmak hatası yapmasının da önemli bir etkisi var.

Gboard zaman geçtikçe öğreniyor ve işinizi daha kolaylaştırıyor.

Uygulama özelinde bir değerlendirme yapacak olursam,burada da sonuçlar oldukça tatmin edici.Çünkü,kullandığım uygulamaların birçoğu resimler,bulut depolama seçenekleri gibi önemli araçlarla çok daha iyi bir entegrasyon içinde.

Örneğin;anroid twitter uygulamasında bir resim eklemek çok daha kolay ve kullanışlı.Bulut depolamadan direkt olarak bir resmi ekleyebiliyorsunuz.

Twitter Android uygulamasında menüler üst tarafta. En kötü kısmı ise ios’ta olan ama android uygulamasında olmayan ise daha önce post olarak paylaşılmış bir videoyu tekrar paylaşma imkanının olmaması.

Genel olarak,benim kullandığım uygulamalar özelinde Android versiyonları arayüz ve derinliği açısından ios uygulamalarında göre iyi bir kullanıcı deneyimi,kolaylık sunuyor.Bu açıdan çok beğendim.

Bir tek Buffer hariç. Buffer ios versiyonu daha iyi.

 

 

 

Yazım,Yeni telefon alacak kişilere veya yüksek ücret ödemeden fiyat/performans açısından pişman olmak istemeyenlere umarım yardımcı olur.Amacımın, kendi deneyimlerinden ve yaşanmışlıklarımdan oluşan bilgiyi objektif ve hiçbir markaya zarar vermeden paylaşmak olduğunu da tekrar belirtmek isterim.

Benim gibi ios’tan Android’e geçmekte endişe duyanların bence hiç endişelenmesine gerek yok, rahatlıkla geçebilirler.

Sonuç olarak,her kullanıcı kendi süzgecinden geçirerek kendine göre en doğru kararı verecektir.
Ben teknik bir uzman değilim ancak teknoloji alanında uzun yıllar geçirmiş deneyimli bir profesyonel olarak kullanıcı deneyimi açısından değerlendirebilirdim ve öyle de yaptım.

Sevgi ve Saygılarımla,

Turgut Erkaynak

Kurumlar için İş Stratejisi ve Stratejik Planlama Süreci

Turgut Erkaynak: Kurumlar için İş Stratejisi ve Stratejik Planlama Süreci

Kurumlar için İş Stratejisi ve Stratejik Planlama Süreci

2018 yılına sayılı günler kaldı.Bu dönemde tüm şirketler yeni yıl bütçelerini,planlarını yaparlar.Hatta bitirenler çoğunluktadır.
Her yeni yıla girerken Stratejik Planlar,bütçe konuları doğal olarak ön plana çıkar. Yeni bir yıl,yeni hedefler,yeni heyecanlar ve umutlar demektir.
Geride bırakılan yıl kötü geçmiş de olsa gerekli öğrenimler kazanılmıştır.Hangi konular doğru yapılmıştır,hangileri daha iyi yapılabilirdi gibi öne çıkan noktalar belirlenmiş ve yeni yılda artık uygulamaya alınacaktır.

Bu yazımda şirketler için önemli bir konu olan Stratejik Planlama Sürecine değineceğim.

Öncesinde hep duyduğumuz bir kavram olan ancak sorulduğunda tanımlarken Ne işe yarar? Nasıl oluşturulur? Nasıl Planlanır? anlatmakta zorlandığımız Stratejiyi de genel olarak değerlendireceğiz.
Yazının detaylarında,
  • İş Stratejisi Kavramı
  • Stratejinin Faydaları
  • Stratejik Planlama Süreci
konu başlıklarına giriş yapacağız.

STRATEJİ NEDİR ?

Çok kısa ve akılda kalıcı bir ifadeyle “Belirli iş sonuçları üretmek için yapılan planlar” diyebiliriz.
Bir şirketin Ne Yaptığını anlaması ve Ne Olmak,Nereye Varmak istediğini belirlemek ve oraya ulaşmak için Nasıl Plan yaptığına odaklanmaktır.
Genel olarak 2 önemli sürece sahip olan Strateji, Türk Kültüründe pek yeri olmayan Planlama ve Uygulamaaşamalarından oluşur.
Planlamanın Türk Kültüründe pek yeri olmadığını belirttim çünkü hepimizin yakından tanıdığı “Bir yola çıkalım da sonrasına bakarız” , “Kervan yolda düzülür” , “Şimdilik böyle başlayalım…” gibi söylemlerle hep karşılaşmışızdır.

Bir İş Stratejisinin Önemli Safhası: Planlama

İş dünyasında Yönetimin başlangıç noktasıdır. İyi bir planlama ile uygulama aşamasında harcanabilecek zamanı oldukça kısaltabilmek ve zaman-emek tasarrufu sağlayabilmek mümkündür.Hatta bu konudaki bazı araştırmalar Planlama sürecinde harcanan her dakikanın Uygulama sürecinde 3 ya da 4 katını kurtardığını tespit etmiştir.
Genel olarak incelendiğinde de problemlerin uygulama aşamasında ortaya çıktığı görülür.Bunun bir çok sebebi vardır en önemlilerinden bir tanesine örnek vermem gerekirse ; İlgili Birimlerin sürece dahil edilmemesi diyebiliriz.
Hayal kırıklığı yaşamak istemeyen kurumlara tavsiyem uygulama aşamasında bir olumsuzlukla karşılaşmak istemiyorlarsa Planlama aşamasına mutlaka ilgili birimleri ve kişileri dahil ederek Stratejik Planı garanti altına almalarıdır.
Uygulama Aşaması ise en önemli safha diyebiliriz.Harika bir Strateji ve Stratejik Planlamaya sahip olunsa bile uygulanmadıktan sonra hiç bir önemi yoktur.
Yine Türk kültüründe belirlenen Stratejik Hedefler için yapılan planların teoride var olduğunu ancak uygulama aşamasına gelindiğinde çeşitli nedenlerle uygulanmadığını çoğu zaman gözlemlemişimdir.

Stratejik Planlama Süreci ve 5 Önemli Aşama

Her şirketin belirlenmiş bir stratejisi ve stratejik hedefi vardır,olmalıdır. Eğer bir şirkette işe yeni başlamış bir üst düzey yöneticisiyseniz Strateji Raporunu inceleyerek başlamak şirketin yönünü,misyonunu,vizyonunu ve hedeflerini anlamak için çok iyi bir yoldur.
Kurum içindeki uyumu,şirketin güçlü ve zayıf yönlerini,öne çıkan konuları ,ilgili ve sorumlu birimlerin aksiyon planlarını görebileceğiniz çok faydalı kaynak niteliğindedir.
Genel olarak literatürde 5 önemli aşaması vardır :
  1. İç ve Dış Faktörlerin Analizi
  2. SWOT Analizi
  3. Öncelikli konuların belirlenmesi
  4. Üst Düzey aksiyon planları geliştirilmesi
  5. Plana son halinin verilmesi/Gözden geçirilmesi
Görünürde basit 5 aşama görünse de üst yönetim ile birimler arasında şirket planının hararetle tartışıldığı,incelendiği,revize edildiği safhalardan oluşur.
Özellikle Öncelikli Konuların Belirlenmesi aşamasında şirket içindeki birimlerin kendi alanındaki konuları plana dahil ettirmek istemesi sırasında önemli zamanlar ve gel-gitler harcandığını gözlemlediğimi paylaşmak isterim.
Bu noktada üst yönetimin şirket stratejisini düşünerek konuya yaklaşması çok önemlidir.Çünkü Öncelikli Konuların mutlaka Şirket Ana Stratejisine hizmet ediyor olması gerekir.
Şimdi 5 aşamaya kısaca değinelim.
  1. İç ve Dış Faktörlerin Analizi
Araştırma ve analiz safhası diye tanımlayabiliriz. Her şirketin faaliyet gösterdiği alan(lar)a göre Pazarın eğilimlerini inceler ve analiz eder.
Buradaki amaç, sektörsel eğilimlerin kurum üzerindeki etkileri öngörebilmek,rekabet avantajını yitirmemek veya hiç beklenmedik bir biçimde ortaya çıkabilecek yıkıcı inovasyonlara karşı hazır olabilmektir.
Potansiyel fırsatların görülebilmesi ve yakalanabilmesi için gerekli analizleri yapıldığı safhadır.
Özetleyecek olursam;Örneğin Dış Faktörleri aşağıdaki gibi özetleyebiliriz :
  • Pazar , Segmentasyon ihtiyaçları,müşteri ihtiyaçları,rekabet avantajı gibi sektördeki gelişmelerin analiz edilmesi
  • Teknoloji, ile birlikte gelişen alanların incelenmesi ve ihtiyaç duyulan geliştirmelerin tespit edilmesi
    Örneğin,bazı süreçleri artık Mobil Düşünmek,Teknolojinin yardımıyla Müşteri Deneyimini Artırmak gibi .
  • Regülasyon, Faaliyet gösterilen pazar regülasyona bağlı olabilir.Örneğin;kurum BTK’nın regüle ettiği bir alanda olabilir ve bu alandaki yeni yasaların/düzenlemelerin veya devlet müdahalelerinin yakından takip edildiği aşama
  • Ortaklık , Kurumun dışındaki firmalarla Satış İş Ortaklığı veya kar paylaşım modelli ortaklıklar
  • Kültür, pazardaki farklı insanlara göre değişen iş gücü etiğidir
İç Faktörlere geçmeden önce, bu noktada kurumunuzun faaliyet gösterdiği pazar ile ilgili olarak birlikte çalışabiliriz.
Bu çalışma kapsamında Trend Raporları,Müşteri Beklentileri ve ihtiyaçlarının tespit edildiği Pazar Araştırmaları Hizmet Paketi için benimle iletişim kurabilirsiniz.

Rekabet Gücü ve Üstünlüğü için İç Faktörler oldukça önemlidir. Genel olarak kurumların içten gelen kuvveti 5 aşamada toplanır;

  • Kurumsal Kültür, Çalışanların sahip olduğu Değerler,Tutumları ve ortak inançlarıdır.Bir hedefe yol alırken insan kaynağının sahip olduğu Değerler gücü ortaya koyar.Bence,birçok yetkinlikten çok daha önemlidir, ortak hedefe inanmış,ahenk içinde pozitif bir yapıda çalışan gruplar. Günümüzdeki en büyük rekabet üstünlüğü olduğuna inanıyorum.
  • Yönetim, Kurum Kültürüyle yakından ilişkili bir aşamadır.Çünkü,kurum içinde iş sonuçlarının nasıl değerlendirildiği,ölçüldüğü,hesap verilebilirlik sürecinin nasıl belirlendiği,karar alma süreçlerinin nasıl işlediği veya devredildiği,ekiplerin karar alma süreçlerinde ne kadar dahil edildiği veya edilmediği,ödüllendirme sisteminin varlığı ya da yokluğu gibi bir çok önemli konu başlığını içerir.
  • Finansal Sonuçlar,kurumun karlılık durumu,müşteri portföy analizi,sürdürülebilir gelir,giderlerin geçmişi…Finansal durum Strateji Planlama Sürecinde belirleyici bir asettir.
  • Temel Yetkinlikler,her şirketin iyi ve kötü yaptığı alanlar vardır.Temel Yetkinlik bir kurumun en başarılı yaptığı ve performans elde ettiği alandır.Uzman olduğu ve bu alandaki becerisiyle rekabette farklılaştığı,üstünlük ettiği güç alanıdır.
  • Kurumun Temel Süreçleri, Temel Yetkinlik gibi her kurumun yaptığı iş için kullandığı temel bir süreci mevcuttur.Bu süreç yine Rekabet Avantajı elde etmek için kullanılır.Çok karşılaşılan bir durum,başlangıçta inovatif ve üstünlük sağlayan süreçlerin zaman içerisinde güncellenmemesi ve rekabet avantajının kaybedilmesidir.İş Süreçleri yaşayan bir organizma gibidir ve her daim geri beslemelerle yenilenmeleri kurumları çevik ve rekabetçi tutar.
İç ve Dış Faktörleri değerlendikten sonra 2.önemli aşama :

2. SWOT Analizi

SWOT analizi herkesin bildiği üzere bir kurumun Güçlü,Zayıf alanlarını görmesini,pazardaki olası fırsatları ve tehditleri değerlendirdiği bir araçtır.
Dış ve İç Faktörlerin Analizi sırasındaki çıktılar SWOT analizine bilgi olarak katkı sağlar.
Herkes tarafından iyi bilindiğini düşündüğüm için detaylarına girmeden direkt analizin yapılma aşamasında olumlu katkı sağlayacağını düşündüğüm birkaç tavsiyede bulunacağım.
Tavsiyelere geçmeden önce kurumunuza özel olarak SWOT analizi konusunda da birlikte çalışabileceğimizi paylaşmak isterim. İletişim kurmak için tıklayın
SWOT Analiz Paketi , Pazar Araştırmaları Hizmet Paketi’nin bir üst basamağıdır ve Pazar Araştırma Hizmet Paketini de kapsamaktadır.

SWOT Analizi İçin Tavsiyeler

  • Şirketin ilgili birimlerinin çoğunlukla katıldığı,fikirlerin özgürce paylaşıldığı bir ortamda SWOT için beyin fırtınası hatta Arama Konferansı çalışması yapılmasıMümkünse iş yoğunluğundan uzak telefonların çalmadığı/bakılmadığı bir hafta sonu çalışması.Çalışan ailelerinin de dahil edilmesi büyük bir Aile olma sürecinde katkı sağlayacaktır.Deneyiniz!Genelde bu çalışmalarda güçlü yanlarda çok madde çıkar/yazılır. Zayıf yanlar ve diğer alanlar azınlıkta kalır.Koordinasyonu sağlayacak Anahtar Kişi özellikle Zayıf Alanlardaki madde sayısını arttırmaya çalışması Strateji Planlama Sürecinin daha reel sonuçlar içermesi anlamına gelecektir.
  • Analiz sürecini koordine etmesi için bir kişinin anahtar kişi olarak seçilmesi
  • Herkesin katkı sağlayarak fikrinin alınmasından ve yazılmasından sonra ortaya çıkan Fikirlerin Gruplandırarak BirleştirilmesiBirçok fikir ortaya çıkacaktır.Bu son derece iyidir.Bu noktada Anahtar Kişinin moderatörlüğünde ortaya çıkan maddelerin gruplandırılması faydalı olur.Aynı tespitlerin yazılmaması gerekir ama farklı ne kadar fikir paylaşılıyorsa da yazılması katılımı arttırır.SWOT çalışmalarında gruplandırmada kullanılan alanlar zaten bellidir .Anahtar Kullanıcı tüm fikirleri bu başlıklar altında toplayabilir.Örneğin; bir şirket teknoloji,Kalite Standardı,hizmet,inovasyon gibi alanlarda güçlü veya zayıf olabilir.
    Fikirleri gruplar altında toplarken fikir sayısını konsolide etmek için katılımcılar arasında oylama yapılabilir.
  • CEO’nun,Üst Düzey Yönetimin veya şirket sahibinin çok yönlendirici olmasının engellenmesiBu tarzdaki çalışma süreçlerinde çok sık karşılaşılan bir durumdur.Ancak kurumun daha güçlü olması ve ileriye gitmesi için bu tarzdaki atölye/arama konferansı çalışmalarında işi yapan kişilerin /operasyonu yöneten kişilerin dahil olması çok önemlidir.Belki stratejik boyutta jargonla tanımlama yapamazlar ama her gün karşılaştıkları durumlar Anahtar Kişinin moderatörlüğünde jargona tercüme edilerek çok önemli nokta atışı tespitler elde edilebilir.SWOT Analizinin en büyük yararlarından biri de belki herkes tarafından görülen ve bilinen noktaların resmi bir kurum belgesi/raporu olarak ortaya çıkmasıdır.Ortaya çıkan bu rapor aracılığıyla bir sonraki aşama olan Öncelikli Konular süreci başlamış olur.

3.Öncelikli Konular

SWOT analiz çalışmasının en güzel yanlarından bir diğeri Bölüm Yöneticileri ve Şirket Üst Yönetimleri için fırsat niteliğinde çıktılar elde edilmesidir. Tabiki bu fırsatlar kullanmak isteyenler içindir
Çıktılar aracılığıyla her bölüm kendi alanına Liderlik yapabilmek için aksiyon alabileceği konuları belirlemiş olur.
Öne çıkan bir konu güçlü alanla ilgili olabilir.Bu alanın daha da nasıl güçlendirilebileceği ve Rekabet Avantajının Artırılabileceği üzerine çalışmalar planlanabilir.Yani iyi yapılan bir işin nasıl daha iyi yapılabileceği.
Zayıf Olunan bir konunun nasıl düzeltilebileceği,kaynak ihtiyacı gibi maddeler belirlenmiş olur. Ortaya çıkan zayıflığın ne kadar sürede bertaraf edileceği ve ortadan kaldırıldıktan sonra şirkete ne kadarlık bir katkı sağlayacağı değerlendirilmiş olmalıdır.
Yine aynı şekilde Fırsatlar ve Tehditler de aynı şekilde değerlendirilmelidir.
Bu noktada bir çok Öne çıkan konu arasından hangisine öncelik verileceği ise üzerinde çalışılacak maddelerden hangisi şirkete en kısa sürede en fazla katkıyı sağlayacak ise onun seçilmesi / önceliklendirilmesiyle olur.

4.Üst Düzey Aksiyon Planları Geliştirilmesi

Bu aşamaya gelinceye kadar ortaya çıkan öncelikli konular şirket tarafından onaylanır.Onaylanmış konulardan sorumlu bölümler bellidir.Satış Departmanı,Müşteri Hizmetleri,IT gibi bölümler kendilerine devredilen konuları uygulamaya sokmak için çalışmalarına başlar.

Plan aşamasında öne çıkan konuların hayata geçirilmesi için nelerin gerekli olduğu,görevlerin dağılımı,hedefin tanımlanması ve neye hizmet ettiği gibi detaylar planlamayı oluşturur.

 

Müşterileri elde tutmak bir hedef olabilir.Bir sadakat programı geliştirilmesi aksiyon planı olabilir veya müşteri hizmetlerine bu yönde aldırılabilecek bir eğitim/iyileştirme, belirli bir dönem içinde
Karlılığı %10 seviyesinden %14’e çıkarmak Satış&Pazarlama gibi birkaç bölümün birlikte çalışabileceği bir hedef olabilir.
Aksiyon Planları geliştirildikten sonra üst yönetime sunulur ve ihtiyaç duyulan kaynaklar ve aşama değerlendirilir.Üst Yönetimin takdirine göre de kaynak vb dağıtım gerçekleşir.

5.Planın Gözden Geçirilmesi

En iyi plan sürekli gözden geçirilen ve iyileştirilen plandır. Daha da önemlisi en iyi plan başta da belirttiğim üzere Uygulama’ya sokulandır. Düzenli kontrol noktası toplantılarıyla Uygulama aşamasının nasıl gittiği,sapma olup olmadığı veya pazarda ortaya çıkan gelişmeler sonrasında planın önünde mi gidildiği gibi noktaların değerlendirilmesi mümkün olur.
Pazar koşulları,rekabet edilen firmalar,teknolojik gelişimler durağan olmadığı için bu toplantılar şirketin hedeflediği yönde ilerleyebilmesi açısından çok kritiktir.
Günlük operasyonel süreçler içinde kaybolmadan büyük resmi kaçırmadan sürecin ve aşamaların yönetilmesi başta şirket üst yönetimi olmak üzere ilgili bölüm yöneticilerinin sorumluluğundadır.
Turgut Erkaynak Hizmet Paketleri için buradan iletişim kurabilirsiniz
Umuyorum ki,faydalı ve yararlandığınız bir yazı olmuştur.
Bir sonraki yazımda görüşünceye kadar kendinize iyi bakın
Not : 12 Aralık 2017  Teknotalk için yazdığım yazıdır.
Sevgilerimle,
 
 

KOBİ’ler için Küçük Bütçelerle Sosyal Medya’da Tanıtım

Bugün kısa ama net ve sonuç odaklı bir yazı hazırladım. Hazırlama nedenim ise
Start up’ların veya KOBİ’lerin firmalarını tanıtmak için sanılanın aksine büyük bütçelere ihtiyaçları olmadığını paylaşmak istememdi.

Birçok KOBİ elindeki araçların belki de farkında değil veya bilmediği için kullanamıyor.

Sadece sosyal medya ile firmalarını büyük kitlelere tanıtabilmeleri ve önemli potansiyellere ulaşmaları yerel ve global olarak mümkün.

Peki nasıl ?

Hızlıca aklımda olan basit ama etkili yöntemleri paylaşıyorum. Keyifli okumalar..

Sosyal medya KOBI’lere nasıl yardımcı olabilir?

  • Pazarlama çalışmaları sosyal medya ile çeşitlendirilebilir
  • Sosyal medya, #satış #pazarlama #tanıtım & şirket reklamcılığının birleşimi olarak kullanılabilir
  • KOBİ’ler için #online iletişim yöntemlerini kullanılması bütçe tasarrufu sağlarken, hedefe bağlı olarak yerel&global olarak büyümede yardımcı olabilir
  • Özellikle instagram Lokasyon bazlı pazarlama faaliyetlerine uygun bir platform olması nedeniyle etkin kullanılması durumunda önemli ivme yakalanabilir ve KOBİ’ler için ideal olarak değerlendiriyorum.
  • Yine facebook da bölgesel hedefleme için fayda sağlayacaktır. Facebook’un bazı önerilerini iyi anlamak ve değerlendirmek gerekir .Örneğin;4 liraya 3.000 kişiye firmanızı tanıtalım önerileri…Bu noktada bir KOBİ bir birim müşteri kazanım maliyetini düşünebilir. 4 liralık bir tanıtım ile sadece bir kişi dahi firmanıza gelse (diyelim ki işletmeniz bir kafe) size bırakacağı fatura büyüklüğü ile bu harcamanın üzerinde kazanılması mümkündür.

Sosyal medya küçük işletmelerde nasıl yardımcı olabilir?

  • Daha fazla kişiye ulaşmanızı sağlar
  • Geleneksel pazarlamadan daha küçük bütçelerle daha fazla potansiyel müşteriye ulaşılmasına destek olur
  • Yerel müşteriler hedeflenerek belirli bir süre ilerlenebilir
  • Firmanızın Hikayesi anlatılmalı ve paylaşılması(Anlatırken video hikaye iyi&güncel bir yoldur)
  • Müşterilerin ön plana çıkarılması ve firmanız için konuşturulması büyük kazanımlar sağlar
  • Online topluluklara katılınması daha fazla bilinirlik ve potansiyel müşterilere ulaşılmasına destek olur
  • Yerel iş ortaklıkları ve iş ortaklarının desteklenmesi hedeflenen noktaya daha kısa sürede ulaşılmasını sağlarken önemli ölçüde tabana yayılma avantajı sağlar..Örneğin;Yerel müşteriler,yerel firmalardan alışveriş yapmaya daha yatkın olabiliyor.Sosyal Medyayı etkin kullanırken yanına yerel bir radyo kanalına reklam çalışmaları yapılabilir.Faydalı olacaktır.
Bir sonraki yazımda görüşünceye kadar kendinize iyi bakın
Sevgilerimle,
 

 

Turgut Erkaynak

Müşteri Trende mi Bakar?

Müşteri Trende mi Bakar?

2018 Pazarlama Stratejileri

Bugün size bir hikaye anlatmak istiyorum.

Okumadan önce gözünüzde canlandırmanız ve hissetmeniz önemli.Çünkü hepimiz birer tüketici ve müşteriyiz.

Para harcarken kendinizi düşünün,nasıl karar veriyorsunuz?Sizi ne mutlu ediyor?

Tekrar aynı yerden hizmet almanızın nedeni nedir?

Yazıya başlamadan önce kendi içimde yaşadıklarımı da paylaşmak isterim.

Geçen sene 2017 Pazarlama Trendleri yazısı yazıp aynı zamanda HerGun30saniye için de bir video çalışması hazırlamıştım.

Özellikle Dijital Pazarlama Trendleri 4-Yoksa Suretler Filmi Gerçek mi Oluyor bölümü 5.000 civarında izlenme sayısıyla oldukça ilgi görmüştü.

( Merak edenler için http://bit.ly/2mKHX3a)

2018 Trendlerini de hemen yazayım ve paylaşayım istedim.

Sonra üzerine biraz düşündüm.

Neden 2018? Neden birçok kaynaktan derleyip toparlayıp üzerine kendi öngörülerimi ekleyip paylaşacaktım ki?

Bunu yapmamın gerçekten bir faydası olacak mıydı?

Zaten neredeyse her platformda 2018 trendleriyle ilgili bir çok ulaşılabilir çalışma yok muydu?Herkes görmüyor muydu?

Okumuyor muydu ?

Öğrenmiyor muydu?

Benim amacım neydi?

Herkesin yazdığını yazarak bir değer oluşturmam mümkün müydü?

Ayrıca,çoğu yabancı kaynaktan alacağım trendler bizim dokumuza ve karar verme süreçlerimize uygun olacak mıydı?

Bizim topraklarımızda müşteri gerçekten ne istiyordu?

Ne bekliyordu?

Satınalma kararını(B2C)ne/neler etkiliyordu?

Türkiyede’ki kurumların ne kadarı Global Pazarlama Trendlerine uygun faaliyet gösteriyordu?

İşte böyle daha birçok sorudan sonra yazmamaya karar verdim☺️

Hem okuyan bireyler hem de 2018’de biz ne yapmalıyız diye düşünen kurumlar için 2018 pazarlama trendleri yerine yazmayı tercih ettiğim bir yazı oldu

“Müşteri Trende mi Bakar?

Yazının başlığını da sizlere danıştım.Ne de olsa sizler için yazıyordum ve twitter üzerinden bir anket yaparak adını belirledik.

Son ana kadar eşit giden oylamada son bir kişinin oyuyla galip gelen “Müşteri Trende mi Bakar? oldu.

Oylamaya katılan herkese teşekkür ederim özellikle o son oyu kullanan kişi beni zor bir seçimden kurtardı☺️

Bazen temele ve pazarlama yönetimin çekirdek kısmına bakmak ve odaklanmak gerekir..

Bir müşteriyi ne mutlu eder? Örneğin;marka tarafından tanınmak olabilir mi?

Bir restorana gittiğinizde girişte adınızla karşılanmak hoşunuza gider mi?

keticiyi bir semt pazarına çeken şey tazelik,görece daha uygun fiyatın dışında güven,tanınmak ve değer görmek olabilir mi?

Ve en önemlisi “bir tadına bak abla,abi..”

“Dene kardeşim bak gel bir keseyim gör” yaklaşımıyla müşterisine deneyim yaşatması olabilir mi?

Ürününe sonuna kadar güvenmesi ve müşterisinde güven oluşturması sizce ne kadar etkili?

Kendi açısından, her hafta aynı yerde tezgah açması ve satış yapması gerektiği için kaliteli ürün/hizmet sunmak dışında pek bir seçeneği olmaması,itibarını korumak durumunda olmasının etkisi?

Ve bu nedenle her hafta aynı o köşedeki patatesciden yada O sarı binayı geçtikten sonraki 4.tezgahtaki Ahmet Bey’den peynir neden alınsın ki?

Peki bir miktar para çıkışmayınca Ahmet Bey ne diyor hatırlayalım mı?

“Abla,Abi önemli değil haftaya verirsin?

Nasıl yani haftaya verirsin?

O büyük markalardan hiç böyle birşey duymuşmuyduk?

50 kuruş dahi eksik kalınca ürün alabilir miydik?

Ahmet Bey bizi ne kadar tanıyordu ki sadece adımızı ya biliyor ya da bilmiyordu..Aslında sadece simamızı tanıyordu.

Restoran yada lokantadaki garsonun tanıdığı ve gösterdiği ilgi gibi.

Bir ürün birçok hatta her yerde varken bir müşteri neden hep aynı yerden ürün alır ki?

Peki rekabette öne çıkmasını sağlayan neydi?

Peki ortalama haftanın 6 günü değişik semtlerde tezgah açan Ahmet Bey kaç kişiyi doğrudan tanıyordu..Kim hangi üründen hoşlanır,ister,kaç kilo alır biliyordu.

Hangi crm sistemini kullanıyordu..

CRM sizce bir program mı yoksa…?

Ahmet Bey’in sosyal medya hesabı da yoktu.

İnternet sitesi ve kendi iletişim mecrası da…

Tv de reklam mı şakası bile harika☺️

Ürünleri tarttıktan sonra ne yapıyordu?

Mutlaka fazladan mal koyuyordu.

Tüm bunlar müşteri memnuniyeti,itibar yönetimi ya da sürdürülebilir gelir değil mi?

Veya başka bir bakış açısıyla müşteriyi elde tutma çalışması,sadakat programı?

Tüm bunları yaparken üstelik şuanda online pazarlarda ,taksi hizmetlerinde olduğu gibi hizmet alınan noktayı sistemsel bir değerlendirme aracı da kullanmıyordu.

Tek kullandığı ve geçer akçe “Kanaat” idi. Evet Kanaat..

Aslında şuanda Pazarlama dünyasında kriter olarak kullanılan,trend denilen birçok şey eskiden de vardı.Belki biraz şekil&isim değiştirdi veya zaman zaman unutuldu ama hep oradaydı.

Bugün geldiğimiz pazar koşullarında büyük markaların o semt pazarındaki satış ve pazarlama dahilerinden öğreneceği çok şey olduğunu düşünüyorum.

En önemlisi de işlerine kattıkları ruh ve tutkuyu…

Şuana kadar satır aralarında bahsettiğim noktalar 2018,2019 ve hatta 2028’de de geçerli olacak olan ve en önemlisi müşteride değer bulan trendler.

Rekabette farklılaşmak,öne çıkmak,mevcut müşterileri korumak,yeni müşteri kazanmak ve daha birçok yönetimsel kritik performans hedefine katkıda bulunan önemli araçlar.

Hiç eskimeyen ve eskimeyecek pazarlama trendleri…

Ps:Görseli henüz 8 yaşındaki Kızım Canva kullanarak tasarladı.Teşekkürler Kızım♥️

Sevgi ve Saygılarımla,

Turgut Erkaynak