Ekonominin Kalbi İnternette Atıyor

Değişen İş Modelleri… Değişen alışkanlıklar… Değişen iş yapma biçimleri ve her şeyden önemlisi DEĞİŞEN BİZ! Dünyada her şeyin zaman içerisinde değiştiğini hepimiz biliyoruz… Yine hepimiz  “değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” sözünü de biliriz…

“Aklıma geldikçe” oldu ve farklı açılardan bakmaya çalıştım…

Peki bizler nasıl değişiyoruz? Ya da farklı bir şekilde soracak olursak; istemesek de her alanda değiştiğimizin farkında mıyız? Bizi bu değişme mecbur bırakan faktörler nelerdir?

TÜBİSAD tarafından yürütülen ve Deloitte Türkiye’nin proje danışmanlığını üstlendiği bir çalışmaya göre; Türkiye’de 2014 yılında e-ticaret pazar büyüklüğü, bir önceki seneye göre %35 büyüme ile 18,9 milyar TL’ye ulaşarak önemli bir değişim göstermiş durumda.

Yani ürün ve hizmet satın alma yöntemlerimizde önemli bir değişim söz konusu.

Hem de sadece 1 senede.

eMarketer’ın araştırmasına göre ise Dünyadaki E-Ticaret 2018 yıl sonuna kadar yaklaşık 2,5 kat büyüyecek. Değişmeye artan bir hızla devam edeceğiz.

Bu hızlı değişim beraberinde farklı ihtiyaçların oluşmasını ve daha katma değerli çözümlerin de ortaya çıkmasına neden oluyor. Genel olarak; dünya tarihine bakıldığı her 25 yılda bir büyük değişimler yaşanıyor ve iş modelleri de değişiyor.

Aynı şuanda Türkiye’de yaşanan e-dönüşüm süreci gibi.
İnternet altyapısının gelişmesi, büyüyen iş hacmi, çağın gereklerine uyarlanan mevzuat ve yönetmeliklerle birlikte son birkaç yılda Türkiye’deki e-dönüşüm süreçleri oldukça hızlanmış durumda.

BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) verilerine göre, Türkiye’de 2014 sonu itibariyle, toplam 1.647.085 adet e-imza ve mobil imza üretildi. 20 Haziran 2015 tarihinde yayınlanan tebliğle birlikte Türkiye’deki e-fatura mükellef firma sayısı 50.000’in üzerine çıktı.”

“50.000’in üzerindeki mükellefin, yılda yaklaşık 2 milyar adet e-Fatura, e-Arşiv fatura düzenlemesi bekleniyor. Bu oldukça önemli bir adet.”

E-fatura uygulamasıyla birlikte kargo, fatura tasarım ve matbaa maliyetlerinde önemli tasarruflar sağlanırken aynı zamanda kağıt kullanılmadığı için ağaçlarımızı ve yeşil çevrenin korunmasına da önemli katkılar sağlanıyor.

Peki, bu değişen dünyada biz ne yapacağız? Değişime nasıl ayak uyduracağız? Yoksa yok mu olacağız?

  • Her şeyden önce bakış açımızı her daim değiştirmeli ve eskiye bağlı kalmamalıyız.
  • Yetkinliklerimizi arttırmalı ve sahip olduğumuz becerileri geliştirmeliyiz
  • Çağın trendi network oluşturmalı ve birlikte iş yapabileceğimiz kişi ve firma sayısını arttırmalıyız
  • Deneyim kazanmalıyız, öğrenmeye açık olmalıyız
  • Teknolojiyi yakından takip etmeli ve İş modellerinin büküm dönemlerini iyi anlamalıyız
  • Giyilebilir teknolojiler, robot teknolojileri gibi, büyük veri, bulut bilişim gibi alanları çok yakından takip etmeliyiz.

Son olarak; her çağın ne kadar gelişmiş olursa olsun kendi içinde mutlaka fırsatları olduğunu unutmamalıyız. Mavi Okyanus stratejisini hatırlayarak her daim yeni yollar aramaya devam etmeyi şiddetle tavsiye ediyorum. Aksi durumda farklılaşamayız ve ölmek durumunda kalırız.

“Artık yeni hiçbir şey yok. İcat edilebilecek her şey icat edildi diyen ve büyük bir gafa imza atan Amerikan Patent Dairesi Başkanı Charles Duell bu sözünü 1899 yılında söylemişti.”

“1903 yılında ‘Atlar her zaman kullanılacaktır. Otomobil ise ancak geçici bir moda olabilir’ diyerek  Henry Ford’un kredi talebiyle alay eden banka müdürü gibi.”

“1977’de ‘İnsanların evlerinde bilgisayar bulunması da ne demek. Bence hiç kimsenin evine bilgisayar sokmak için herhangi bir geçerli nedeni olamaz.’ diyen DEC şirketi başkanı gibi olmamamız çok önemli.”

Son olarak ; Sokrates’in dediği gibi tek iyi olan BİLGİ’yi kullanalım.Tek kötü olan CEHALET’i terk edelim. Böylece DEĞİŞEBİLİRİZ,DEĞİŞİME AYAK UYDURABİLİRİZ.

Turgut ERKAYNAK

20 Ekim 2015